Anı mı yasamalı? Fotograf mı çekmeli?

Büyük paradoks

Bu durum esasen, uzun zamandır yaşadığım bir paradoks haline dönüştü. İçinde bulunduğumuz an çok kıymetli zaten büyük bir kısmımız şehir hayatı sürdürüyor… Stresten arınmak, huzuru yakalamak için çoğu zaman doğaya çıkıyoruz. Hatta bu durum benim için daha da farklı bir duruma evrildi ve rutin ihtiyaç haline dönüştü çoğu kez hafta sonu’nu zor ediyorum. Hal böyle olunca arazide, doğada olduğumuz süreler daha da kıymetli hale geldi. 

Başlarda telefonu hatta her şeyi bir yana bırakıp sadece içinde olduğum anın tadını çıkarıyordum. Bu şekilde yapınca bir süre sonra fark ettim ki; aldığım haz ikiye katlanıyor. Daha sonralarda ise içten gelen bir dürtü ki; bunda mesleğimin de büyük bir etkisi var tabii ! Beni bu anları fotoğraflayıp diğer insanlarla paylaşma ihtiyacına doğru itti.

 

Bazen o kadar muhteşem bir an yakalıyorum ki ! Çocuk gibi heyecanlanıyorum ve neticesinde bir bakıyorum telefon, kamera vs o an yanımda ne varsa, hooopp elimde! İşte tam bu an da içimden hep aynı şey geçiyor bırak telefonu anı yaşa! Sonrasında bazen bırakıyorum bazen çekmeye devam ediyorum. Mevzu gerçekten rahatsızlık boyutunda. Birileri buna hastalık adını veriyorsa buna da çok şaşırmamak gerek. Çünkü önünüzde olan o şey bir daha asla aynı şekilde olmayacak bu sebeple de en maksimum olacak şekilde o anı yaşamak gerek. Diğer yandan da bu yaşadığınız şeyi başka insanlarla da paylaşasınız var bu da çok baskın bir his! Günün sonunda kendi kendime yine bu paradoksa kurban gittiğim fikrini hep yaşıyorum. 

 

Bir zaman bu sürece şöyle bir çare buldum ve kendimle de bu konuda uzlaştım. Böyle bir an geldiğinde fotoğrafını çekecektim ama buraya bir kez daha geldiğimde sadece anı yaşayacaktım. Denedim bunu ama olmadı :)))) Bu seferde yukarı da bahsettiğim şey oldu. Her defasında başka bir güzellikle karşılaştım ve aynı paradoks bir daha yaşanmış oldu. 

 

Şu an kendimi şöyle avutuyorum; eğer ben o an geldiğinde fotoğraf çekmek istiyorsam bununla mutlu olacaksam öyle yapıyorum. Yok bugün de bu hazzı iliklerime kadar yaşacağım hissi baskınsa hiç yeltenmiyorum. Aslında burada önemli olan, o an kendi açlığınızı doyurmanız belki de egonuzu beslemenizdir. Kamp süresince zaten kendi kendimize kaldığımız çok an oluyor. Özellikle yalnız yapılan kamplar biraz da insanın kendisi ile hesaplaşma anlarıdır. Sırf kamp yaptığım için kendimi diğer insanlardan üstün gördüğüm anlar çok oluyor. Bu hissi bir kaç saniye sonra ayıplıyorum ama derinlerde hissettiğim şey gerçekten bu! Bunu biliyorum sadece üzerini biraz örtüyorum. 

Bu da başka bir tartışma konusu olarak burada dursun:)  

Mesaj için