Yukarı Kavrun Yaylası-Karadeniz 

Bir yer düşünün ki; her yer yeşil olsun!

  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon

Karadenize ilk kez 12 sene önce gitmiştim. Kaçkar zirve için 4 günlük bir programla zirve şansına erişip dönmüştüm. Malum süre kısa olunca birçok yeri sadece görüp geçiyorsunuz. 

Bu muhteşem yerler o zamandan beri içimde uhde olarak kalmıştı… Sanıyorum yazın ortaları gibiydi aklıma düştü ve biraz araştırma yaptım. Oraları bana gezdirecek, bana rehberlik edecek, oralı bir rehbere ihtiyacım vardı ama malum konu iyi kamp olunca iyi bir rehberden fazlasına ihtiyacım olduğunun farkındaydım. 

Benim kamp anlayışımda yakınımda yöredemde insan olmamalı. Sadece görmekte bana yetmez fotoğraf çekmeliyim, video kaydetmeliyim, güzel yemek yemeliyim, yerine mevsimine uygun güzel bir viski içmeliyim… Tüm bunları sadece yöreyi iyi bilen alelade bir rehberle yapamazdım. Bununla da kalmıyor tabii  bir de toplu halde geziler yapan minübüs içinde horonlar, çiftetelliler eşliğinde bir tur fikri kabus gibi geliyordu bana. 

 

İşte tüm bunları düşününce kendim bir rota oluşturup gitsem diye düşündüm ama bu seferde İstanbul’dan araç ile çıkmam gerekecekti, yol uzun, rotaları bilmiyorum vs derken bu işi kendim halledemeyeceğimi çok net anladım.

Hal böyle olunca başladım araştırmaya 3-5 yerle görüştükten sonra umudumu iyiden iyiye kaybederken Peruma Turu buldum. İnstagram hesabını ilk fotoğraftan son fotoğrafa kadar tek tek inceledim. Sanki bana uygun bir tur yapabilirmişiz gibi geldi ve kenara ayırdım.

 

Kabak tadı veren yaz mevsimi geçince Ağustos ayının sonunda kendisini aradım ve şartlarımı söyledim. Maksimum 3 kişilik özel turlar düzenlediğini söyledi ve detayları da iyice anlattı bana. Ben de bu turu sadece bana özel yapabilirsen, tamam yapalım dedim ve o da kabul etti.

 

Mevzu Karadeniz olunca hazırlık yapması bile çok heyecanlı. Öncelikle tüm ekipmanımı kendisine kargo yaparak İstanbul’dan Ardeşene yolladım. Ben gitmeden tüm malzemelerim kendisine ulaştı.

İstanbul’dan uçakla Trabzon’a gittim oradan da Havaş ile Ardeşene geçtim bu yol yaklaşık olarak 2,5 saat kadar sürüyor. Havaş’tan Ardeşen’de indiğimde beni karşıladı ve direkt olarak tura başladık. Zaten bu turu en başta birlikte planlarken aynı gün içinde başlayacağımızı konuştuk ve uçak biletimi bu nedenle çok erken bir saate almıştım. 

 

İlk gün Galler Düzü - Yukarı Kavrun yapacaktık. Rotayı rehberim Oğuz daha önceden çıkarıp bana yollamıştı. 

 

Eğer bir Karadeniz turu yapmayı düşünüyorsanız araç çok önemli bir husus bunu belirtmek zorundayım. Bölge’nin iklim şartları gerçekten zor! Bir an da yağmur yağıyor, sis basıyor, güneş açıyor ve bunlar gerçekten sadece 20 dakika içerisinde falan oluyor. Hava koşullarını kestirmek neredeyse imkansız! Dolayısı ile işiniz biraz da şansınıza bağlı. Defalarca deneyip iyi havaya denk gelemeyen arkadaşlarım oldu. Rakımlar hep yüksek eğer araç 4x4 değil ise gününüz ziyan olabilir. 

 

Kalacağım otel Çamlıhemşin’de bir oteldi yol üzerinde 2 dakika uğradık ve eşyalarımı bıraktıktan sonra ilk gün rotasına koyulduk.  Aşağıdan Ayder yaylasından geçerek yükselmeye başladık. Ayder için söylenecek çok söz var ancak bunu yazmak zahmetine girmeyeceğim. Sadece şunu bilmeniz kafi ! Asla gitmemeniz gereken bir yer. Zaten Araplar burayı neredeyse ele geçirmiş. Devam ederek  Galler düzü ve Aşağı Kavrun’u  geçip Yukarı Kavrun yaylasına vardık. Rakım 2350 metre evet yanlış okumadınız! Burası için gerçekten ne söylesem az gelecek, yazacaklarım gördüklerimi anlatmaya maalesef yetmez. 

 

Gitmeden önce hava durumunda hep yağmur vardı bunu bilerek gitmiştim ve hazırlığımız tamdı! Malumunuz bilenler bilir ama bilmeyenleriniz için önemli bir dip not eklemek istiyorum! Yaylalarda odun bulamazsınız rakım yüksek olduğu için ağaç olmaz. Fakat yaylalara çıkarken orman yolundan geçerken bu işi çok kolay bir şekilde halledebilirsiniz çünkü yıkılmış çok fazla ağaç var. Ben şanslıydım çünkü rehberim Oğuz sağolsun ben gitmeden bir gün kadar önce arabanın kasasına hatırı sayılmış bir odun stoğu yapmıştı ve tüm kamplar boyunca bunları kullandık.

 

Kaçkar dağının doruğuna çıkmak istiyorsanız Yukarı Kavrun yaylası son ikmal noktanızdır yeri gelmişken bunu da belirteyim. Yaylanın ortasından Kavrun deresi akıyor ama ne akma gürül gürül! Eğer hava sıcaklığı yüksek olsaydı burada inanılmaz keyifli yüzebilirdik ama hava sıcaklığı 5 dereceydi. Buna rağmen yine de bunu düşünmedik değil! 

 

Kampımızı derenin hemen yanına kurduk. Derenin kenarında iri iri kaya blokları ve taşlar var bu kayaların arasında güzel bir noktaya yayıldık ve hemen ilk iş olarak ateşi yaktık çünkü gerçekten hava çok soğuktu. Burası öyle bir yer ki; insan ne yapacağını şaşırıyor. Oturup izliyorsunuz inanılmaz geliyor bunu çekmeliyim herkes görmeli diyorsunuz ama çektiğiniz video ya da fotoğraf her ne kadar inanılmaz olsa bile sizin orada yaşadığınız o anı temsil etmiyor. Arada hava kapanıyor göz gözü görmeyecek kadar sis basıyor. Öyle ki rehberim Oğuz’u bile bazen göremiyorum. Derken yağmur çiselemeye başladı bir müddet atar geçer diye bekledik ama baktık ki kalıcı hemen harekete geçtik. Beş dakika kadar bir sürede yanımızda getirdiğimiz tarpımızı el birliği ile kurduk ve altına geçtik. Kampçılar bilir şartlar zorlaştıkça eğer konforunuz yerinde ise kamp çok daha güzel bir hale gelir. Ateşimizin de üzerini de kapatacak şekilde tarpımızı kurduk. Oturduğumuz yerden hem ısınıp hem de ıslanmadan yaylanın tüm keyfini sürmeye başladık. Burada bir hatırlatma daha yapayım! Eğer ateşinizin üzerini kapatacaksanız tarpınızın bundan etkilenmeyecek kadar yüksek olduğundan emin olun! 

 

Bir zaman sonra acıktık, yanımızda sucuk ve mantar getirmiştik. Bunları ateşin üzerine koyunca şenlik gibi bir şey oluverdi. Üzerine de iklime uygun olarak getirdiğim Oban viskiyi açınca keyiften gerçekten ters döndük. Gece geç saatlere kadar burada kamp yaptık. Sonrasında toplanarak aşağıya Çamlıhemşine indik ve ilk günü böylece noktalamış olduk. Yaz mevsiminden kışa muhteşem bir geçiş yapmıştım ve ilk gün için ziyadesi ile iyi bir kamp olmuştu.

Mesaj için